Once Upon A Time

Lost yapımcılarının yeni projesi olan dizi, yayınlandığı her hafta beni ekranın karşısına çivilemeyi beceriyor.Hiç kafa yormadan izlenebilecek, şirin hikayelere sahip fantastik sayılabilecek bir dizi Once Upon A Time.
Masal dünyası ve gerçeklik o kadar iyi harmanlanmış ki bir süre sonra gözlerinizi kocaman açarak “Yok artık” diyebiliyorsunuz, şaşırtmayı hedefliyor ve kesinlikle beceriyor da. Hayat öpücüğü, Toll köprüsü gibi masal dünyası ve gerçek dünyayı bağlayan ayrıntılar kesinlikle çok güzel ve çok orijinaller. Dizideki Lost göndermeleri ise benim gibi Lost tutkunlarını  gözlerini dikip her ayrıntıyı takip etmeye itiyor. Bugüne kadar 8.15, Apollo,Charles Widmore, Lost’ta Claire’i oynayan hanım kızımızı ve Desmond’ın içemediği viskiyi gördük bakalım daha nelerle karşılaşacağız.

Bir de üstüne 12. bölümde çiçekçi kamyonundaki Game Of Thrones yazısını ve Kıytırık Prens’in elindeki Anna Karenina’yı görmedim mi? Ne güzel olmuş o ayrıntılar, ne hoş durmuş.

Uzun lafın kısası dizide dikkat ederseniz sizi gülümsetmeye itecek hoş detaylar var. Kırmızı Başlıklı Kızın, gece kulübünde kurdu andıran adamlarla takılması ,aniden karşımıza çıkan Lost göndermeleri vs. Ama benim bu diziyi izleme sebebim masalları harika bir şekilde harmanlamaları ve tabi Rumpelstiltskin, öyle ki adamdan fırsat bulup Prens Kıytırık’ı kesemiyorum. –Ekmek var ama neden pasta da yemiyoruz ki?, tarzı bir adam olsa da güzel adam sonuçta, yiğidi öldürelim hakkını verelim. — Yine de en iyisi Graham’dı– –
Neyse.

3 ana kadın karakterin göz alıcılığı ve Rumpelstiltskin’i oynayan Robert Carlyle kesinlikle gözlere şenlik sunuyor. Son yıllarda izlediğim en iyi dizi karakterlerinden biri olan Rumpelstiltskin, zekası ve mimikleriyle insanı kendine hayran bırakıp, “Tamam,kötüler her zaman kötü değildir, değil mi? “dememizi sağlıyor, işin aslına bakarsanız, dizide Evil Queen dışında kötü olduğuna emin olabildiğimiz hiçbir karakter yok.

Abartıyor olabilirim, aslına bakarsak ben sevdiğim çoğu şeyi abartabilen insanlardanım bu yüzden söylediklerimi çok ciddiye almayın ama gözardı da etmeyin derim. Dizi muhteşem bir dizi değil, evet ama kenara da atılmaması gerekiyor bence. Her dizide Yakışıklı Prenslerin karakterden yoksun olduğu göze sokulmuyor mesela ya da bir adamın sırf bir kadını sevdiği için kırık bir fincana delice bağlanabileceğini göremiyoruz. Bir çocuğun annesini bulmak için millerce yol tepmesi de alışık olduğumuz şeyler arasında değil.Kötülere iyi sebepler bulmaya meyilli dünyamızda gerçek kötülere alışık değiliz.

Once Upon A Time. Bir masal kitabıyla başlıyor. Bence hepimizin evinin bir köşesinde durması gereken masal kitaplarından biriyle. O kadar alışmışız ki dünyanın sadece kötü yönlerini görmeye. Bir çocuğun annesine olan sevgisi sıradan, bir adamın gözlerinden okunan pişmanlık yalan geliyor bizlere.

Kısacası karakterleri, hikayesi ve görselliğiyle oturup sıkılmadan izleyeceğiniz güzel bir dizi Once Upon A Time.

Reklamlar

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s