Of Monsters and Men

Yaklaşık bir yıl önce arkadaşım sayesinde dinlediğim grup, İzlandalı olmalarıyla sempatimi kazanmıştı. Önceki aylarda rastladığım Little Talks klibiyse beni benden aldı. Soğuk yerlerin müzikleri daha bir derine iniyor sanki. En soğuk günlerde, en üzgün zamanlarınızda bile şarkıların melodisi kanınızı ateşliyor, ritim tutmak için parmaklarınız hareketleniyor.

Kendi deyimleriyle 6 hayalperestin oluşturduğu grup indie folk yapıyor ve  grubun çok sevdiğim şarkıları olmasına rağmen, çektikleri videoyu mükemmel bulduğumdan Little Talks’u paylaşmak istiyorum sizlerle.

Hiçliğin Türküsü

Koca bir çölde Sonsuz bir kum denizinde,

Arıyorum Yitik yolu arıyorum

Bulamadığım yolu.

Bir orada, bir burada

Bütün yönlerde ruhum

Bulamıyor aradığını.

Bu korkunç boşlukta,

Her yanım kum

Alabildiğine parlak, boğucu

Kumlar uzanıyor çevrenin sonuna değin

Sonra bir ses duyuyorum

Tatlı, gür ve kahredici

Diyor ki bana: “Yitik bir ruh sanıyorsun kendini sen!

Bir ruh sanıyorsun kendini

Yanılıyorsun.

Bir ruh değilsin gerçekte

Yitmiş de değilsin

Bir hiçsin yalnızca

Yoksun sen.”

Porphyre Eglantine

Roxette – Spending My Time

The tv’s on
But the only thing showing is a picture of you

Is there someone who can make me wake up from this dream?

I stare at the wall

Hoping that you’re missing me too

Uykusuzsunuzdur.

Masanızın üstü bitirmeniz gereken işlerle doludur. Sorumluluklar üstüste binmiş 14 kollu bir dev oluşturmuştur ama siz kendinize yeni bir kahve alırken,sorumluluklarınızdan kaçmak için CDliğe gider ve dinlemek için bir şeyler seçmekle zaman harcarsınız.

Sonra karşınıza yıllardır bildiğiniz, arada banyo yaparken mırıldandığınız bir şarkı çıkıverir. Uykulu zihniniz sözcükleri ayıklar. Acıları elinize verir. Masanın üstünde sizi bekleyen işlere bakakalırken elinizden gelen tek şey uyanmak istemektir.