Aion : Sonu Hayrola

Uyuyamıyorsun da tüm gece ne yapıyorsun?, sorusuna “Çılgınlar gibi sevişiyorum” , “Tüm gece Spinoza’dır, Nietzsche’dir, Aristo’dur, aman efendim Dostoyevski’dir okuyup okuyup felsefenin dibine vuruyorum” “Barların tozunu attırıyorum” ya da “Dünyayı kurtarmak adına gizli bir icat üstünde çalışıyorum”  vs demek isterdim ama diyemiyorum. Genelde gecelerim çalışmakla ya da mmorpg oynayarak geçiyor.

Asosyalliğin nirvanasında tur atıyorum bu aralar. Aman ne güzel, ne güzel.

WoW’da kendini kaybeden bir insan olarak Aion’u ilk çıktığı günlerde keşfetmiş fakat girmek için insanları kanser etmesi gerektiğini fark ettiğimde oynamayı bırakmıştım. Oyunu açıp 3512350981. sıraya atıldığını görmek insanı biraz sinirlendirebiliyordu. Birazcık! WoW’un ilk zamanlarını bilenler onun başlarında da bu sorunların olduğunu söyleyebilirler Aion çıktığında WoW hayli gelişmişti ve biz bu değişime uyum sağlamıştık. Yeniden beklemek zorunda kalmak canımı sıkmıştı açıkçası.

Oyun başka bir firma tarafından alınıp- iş birliği yapılıp ya da her neyse- giriş ücretsiz olduğundaysa “Dur indireyim bakalım yeniden” dedim. Zaman boldu, uykusuz gecelerde bana uğraşacak yeni bir şey gerekiyordu. Ayrıca zamanında oyunun grafiklerine de bayılmıştım. Tüm bunlar bir araya gelince saatlerce süren ve internetimin içine eden bir sürecin sonunda oyunu bilgisayarıma kurabildim.

Oyunun grafikleri gerçekten harika, bunu söylemeden edemeyeceğim. “WOW’la aynı tadı veriyor mu? “diyenler oluyor, yapı olarak sadık bir insan olduğumdan ilk göz ağrımla hiçbir şeyi karşılaştıramıyorum ama şunu söyleyebilirim sanırım. Oynaması zevkli, hiçbir şey yapılmasa bile karakterlerin oradan oraya koşması, uçması vs’i izlenir.

Karakter tasarımı bölümünde özellikle kadın oyuncuları kendinden geçirecek özellikler mevcut, karakterinizi istediğiniz gibi detaylandırabiliyorsunuz. – Ben en az 15 karakter yaratıp, sildim. ( Oyun ücretliyken de 3 ay kadar oynamıştım) -Karakterlerinizin orasıyla burasıyla oynayabiliyor, isterseniz kendi kafanıza göre şekillendirebiliyorsunuz. Benim ilk açtığım karakter -Spiritmaster- kızıl saçlı ve deve gibiydi. Çok uzun olduğundan – ve oynamayı bir türlü beceremediğimden- dur daha kısasını açayım hem de ranger gibi bir karakterle eski günleri yad edeyim, dedim. Bu seferde çok kısa bir kız açmışım, öyle ki uzun boylu karakterlerin bacaklarının arasından filan rahatlıkla geçebiliyordum (: Ölüp kayıtlı olduğum yere döndüğümde adamların arasında gözükmüyordum filan, biblo gibi oldu deyip onu da sildim ve bambaşka bir sınıfa geçtim.

Lafın özü, Sims’in karakter şekillendirme kısmını seven ama oyunu bir türlü sevemeyen – Yaklaşık 1 yıl önce Sims alıp oynayayım dedim.  Bekar kadın yaptım, oyunda koca bulayım dedim, evde kaldım. Evli çift yaptım, kocam beni dadıyla aldattı. Kocayı öldürdüm yeni koca aldım. Çocuğum boğuldu. O evi sildim yeni ev yaptım. Yangın çıktı, öldüm :/ bünyeler için karakter yaratma kısmı çok eğlenceli, oturup saatlerce oynayabiliyorsunuz.
Neyse.

Oyunda -en azından ilk levellarda- binek hayvanı yok, her yere yürüyerek ya da uçarak gidiyorsunuz. – Evet, evet kanatlarınız var! Oyunu ilk gördüğümde -2009- en sevdiğim şeylerden biri bu olmuştu. Güzel mi güzel kızlar ve üstelik kanatları var! Kanım kaynıyordu o zamanlar – Tabi her yerde uçulmuyor, yeri geliyor oyun size ” Burada uçamazsın canım, hadi bakalım tabana kuvvet” diyebiliyor. Bir de uçmaya alışık olmayanlar için uçamama-konamama sorunsalı var ki o tadından yenmez. Gökte yapılan görevler insanı dellendirebiliyor.

Zamanında az “Allah böyle oyunu…” diye başlayan cümleler kurmadım. Papağan olduğum bir görevde boğularak ölmüşlüğüm var, varın gerisini siz düşünün.  Yeni oyunculara en büyük tavsiyem – özellikle kadınlara- etrafı incelemeyin. Oraya buraya bakayım, şu neymiş, aaa ne güzelmiş derken ölüveriyorsunuz. Çok güzel ölüyor oyundaki karakterler, son nefesi verirken zorlanıyorlar filan. Güzel oralar.

Neyse. Karakteriniz 10lvlden sonra uçabiliyor. Başta 1 dk civarında olan uçma sürenizi gerekli itemler ve manastonelarla  arttırabiliyorsunuz. Kanatlar oyunda çıkan droplarla değişebildiği gibi, oyunun shop bölümünden de alınabiliyor. Ben şu an Black Cloud ıvırzıvır kelebek kanadı şeklinde kanatlar takıyorum. –Evet, amazonum ben diye ortalarda fink atıp bir de kelebek kanadı taktım

Teleport ve Transport aşamaları da pek hoş, kanatlı kanatlı. Oraya buraya uçuyorsunuz. Şimdi aklıma geldi, Avatar filmindeki sahnelere benziyor olabilir bu sahneler. Tam benzetmeyi yapmak için yeniden izlemem ve oyunda bir yerlere uçmam gerekecek sanırım. Uçmak güzel, becerebildiğinizde harika ama uçarak pvp yaparken insan biraz kasılabiliyor. Ben başlarda becerememiştim, yalan yok. Uçuyordum ama konamıyordum mesela ya da dövüşeyim derken inişe geçiyordum. Sürem bitiyordu vs vs. Beceri ve odaklanma istiyor oyun.

Oyun Kore menşeeli olduğundan – sevemedim bu ırkı bir türlü- etrafta bolca abuk subuk hayvan görebiliyorsunuz, questler dengesiz. Bazı levellerin questi yokken bazı level questleri sizi çileden çıkartabiliyor. – Bir kağıt parçasını 3 gün aramıştım – Bir işi adım adım yapmaktan hoşlanmıyorsanız ya da yeterli sabrınız yoksa oyuna hiç başlamayın derim. Ha benim gibi ruh hastasıysanız, sizi çileden çıkartan şeyleri seviyorsanız. Buyrun başlayın, gözlere şenlik bir oyun.

10 levela kadar tek başınıza idare edebilirsiniz ama o aşamadan sonra kendinize bir grup bulmanız şart. İngilizceniz varsa eski serverlara, yok ben Türklerle oynarım arkadaşım, diyorsanız yeni serverlara uğramanızı tavsiye ederim. Ben eskiden oynadığım server olan Telemachus’a – böyle miydi bu?- girmeyi tercih ettim. Buralar bile dolmuş, eskiden sakindi bu oyun.  Neyse.

Eğer daha önce mmo oynamadıysanız ve Aion’la başlayacaksanız, alt sınıfları incelemenizi öneriyorum. Zira ben ilk oynadığım dönemde hangi sınıfı seçeceğim diye kafayı yemiştim. O zamanlar sitelerde herhangi bir bilgi yoktu. Aion resmi sitesi de bir hayli zayıftı. Şimdi uğramadım bile. Biliyorum ya, ukalalık yapıyorum kendimce oyuna. “Tozunu attıracağım Aion” diye başladım zaten, Allah sonumu hayretsin. Oyunun en iyi yanlarından biri çoluk çocuğun olmaması, kimse size laf atmıyor, işinize karışmıyor. Yardım istediğinizde edepleriyle yardım edip, çekip gidiyorlar.

Oyunda ortamlar güzel, müzikler berbat ve dediğim gibi insanlar olgun. En azından oyun ücretsiz olmadan önce olgunlardı. Şimdi ne olur, inanın bilemiyorum. Tek umudum çoluk çocuğun buraları da kuşatmaması. Maddi sıkıntım ( her oyuna para yatıramıyordum :/ ) ve kısıtlı zamanım yüzünden bıraktığım oyuna döndüğümde “Selam! Konuşalım mı?” tepkileriyle karşılaşmak istemiyorum.

Yeni oyuncular için birkaç bir şey denecekse:

O çiçekler var ya parıldayan, erkek oyuncular – benim oynadıklarım- toplama onları demişti ama ben toplayın diyorum. İlerleyen levellarda işinize yarıyor bahçıvanlığınız, ayrıca size puanda veriyor onlar. İki dakikanızı harcayın, kırın poponuzu eşeleyin toprağı zor bir şey değil.  Level ilerleyip milletle oraya buraya gitmeye başlayınca essencetapping puanınız işe yarayacak. Misal Esoterracede ortadaki sandığın anahtarı çiçeklerden çıkıyor, çiçekleri toplamak içinde 400p’lik essencetapping şart.

Ot püsür ne varsa toplayın. İşinize yarıyor onlar, işinize yaramasa bile satıyorsunuz para oluyorlar. Tamam, oyun genelinde para sorunu yaşanmıyor pek ama yetenek filan satın alınması gerekiyor. Parasız kalınca üzülüyor insan, sinirleri bozuluyor.

15-18 levellara  kadar – yanlış hatırlamıyorsam – üstünüze bir şey almanıza gerek yok. Biliyorum ilk defa oynayanlar gidip “Aaa ne varmış, dur bakayım alayım şunu” yapacak ama yapmayın işte, gerek yok. Çıkanlar size yetiyor. Atlamayın öyle şeylere. Oyunun başında karakteri şekillendirirken çıkan o pembe elbiselere filan da kanmayın ayrıca; yok onlar, kandırmaca. İçimde kalmıştı benim o pembe assolist elbisesi. Onun için diyorum, saç bile yapmıştım ona göre :/

Sınıflar konusunda bir şey demem gerekirse, ilk levellarda büyü yapan karakterler gayet rahat ilerlerken yakın dövüş karakterleri zorluk yaşayabiliyorlar. Dert etmeyin.

İlerleyen levellarda güçleniyorsunuz. Büyü yapanlar düellolarda sizi alabilseler de genel olarak yakın dövüşçüler iyidir. Ben severim en azından.  – Bu özelliğim erkek arkadaşlarımı bir hayli şaşırtıyor aslında, kızlar büyücü olmayı severmiş efendim. Şöyleymiş böyleymiş.  Benim çocukluğumda Zeyna vardı arkadaşım! Dağ gibi adamları devirirdi, ne konuşuyorsunuz siz? Kime konuşuyorsunuz ?

( Sorcerer kastı :/ )

Reklamlar

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s