Yapılır mı bu? – Bel Ami

Fransızca dudaklarınızdan akıp, sözcükler zihninizin içinde yankılanırken okuduğunuz şeyden ürkebilir fakat kitabı elinizden bir türlü bırakamazsınız. Saçma gelebilir, bunalabilirsiniz ama gözleriniz sözcüklerden ayrılmaz. Bunun sebebi merak mıdır? Yoksa öykücünün büyüsü mü, kimse bilemez.

Guy de Maupassant çoğumuzun aklına lise yıllarında gördüğümüz edebiyat dersinde “Olay Öyküsü” işlenirken girdi. Sistemin kurbanı olan zihinlerimiz onun ismini hikâyeleriyle değil de nasıl yazdığıyla ilişkilendirdi.

“Maupassant öykülerinden birkaç örnek verir misin?” dediğimizde, hiçbir kaynaktan yararlanmadan iki-üç hatta bir örnek verebilecek “normal” bir öğrenci tanımıyorum. Okumadık çünkü. Fransızca ’ya ilgi duyana kadar ben de okumamıştım. Olay öyküsünün diğer adı Maupassant tarzı öyküydü zira dünyadaki temsilcisi bu adamdı. Bitti, bu kadar.

Sinema dünyasının edebiyat eserlerine yoğunlaşması beni mutlu eden bir gelişme zira romantik-komedilerden ve kendini tekrarlamaya başlayan korku filmlerinden sıkılmış durumdayız artık. Gelişen teknoloji bizi ve hayal gücümüzü tembelleştirirken, eskileri hatırlamak kesinlikle iyi bir çözüm.

2012’nin uyarlama filmlerinden biri olan Bel Ami, üstte bahsettiğim usta öykücü Maupassant’ın ünlü romanlarından biri. Romanın sinemaya uyarlanacağını ilk duyduğumda Georges rolüne yakıştırdığım adamları saymaya kalksam hepinizi depresyona sokar; Pattinson hayranı genç kızlarımızın eleştiri oklarını üstüme çekerim.

Gerçekten güçlü bir kadrosu olan filme -Kristin Scott Thomas, Uma Thurman, Christina Ricci-, Robert Pattinson gibi yetenek fakiri bir adamı almak Twilight rüzgârından etkilenmekten başka bir şey değil benim gözümde. Zira emekli vampir Robert, rol yapmayı kazık gibi durup abuk subuk bakışlar atmak olarak tanımlayan bir kardeşimiz. Vampirken bu hallerini “Abaza Bella’nın karşısında ne yapsın çocukcağız, nefsine hâkim olmaya çalışıyor. Kasıyor kendini…” diyor, kabulleniyorduk ama bu filmde bu karaktere gitmemiş o haller. Olmamış.

Başrol oyuncusunda yapılan hatalı seçimin üstüne, yönetmen ve senaristin de filmle hiç ilgilenmemiş olması, filmde kıyafetleri ve müzikleriyle gerçekten güzel bir şekilde işlenmiş olan 1890 Fransa’sını da kapatmış. Filmin konusuna gelirsek;

Kuzey Afrika’daki askerliğini geride bırakarak Paris’e gelen Georges Duroy, beş parasız bir hayat sürerken tesadüf eseri askerlik arkadaşlarından biriyle karşılaşır ve hayatı değişir. Çulsuz fakat yakışıklı bir genç adam olan karakterimiz; sosyete kadınlarının aklını başından alacak ve hırsları konusunda sınır tanımayacağını herkese gösterecektir.

* Pek sevgili Pattinson’a haksızlık etmek istemem zira bazı fotoğraflarında kendisini fazlaca yakışıklı buluyorum ama bu filmde kendileri “Bel Ami” olamamış :/ Keşke onun yerine Henry Cavill, Jamie Dornan tarzı adamlar koysalarmış.

Velsahıl-ı kelam filme notum 3/10

Reklamlar

“Yapılır mı bu? – Bel Ami” üzerine bir düşünce

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s