Arrow | Yeşil Baklava… Pardon, Yeşil Ok

Smallville’i sevmezdim.  İzledim mi, ilk sezonlarında DC hayranlığımdan ve süper kahramanlara olan tutkumdan dolayı izledim. Yalan yok ama genel olarak diziyi ve Superman’i canlandıran Tom Welling’i pek sevememiştim. Lana Lang karakterine ayrıca gıcıktım orasını hiç karıştırmayalım.  Konumuz yaşıma başıma bakmadan uğruna akrostişli aşk şiirleri yazdığım Henry Cavill’in canlandırdığı yeni Superman değil, yanlış anlaşılmasın. Ondan burada bahsedemem sanırım, daha doğrusu hiçbir yerde bahsedemem zira adamı izlerken beynim kısa bir tatile çıkıyor. Doğru dürüst düşünemiyorum.

Konumuz yayınlanan posterini gördüğüm ilk an, Stephen Amell’in karın kaslarına odaklandığım Arrow dizisi. Bilen bilir, bilmeyenler şimdi öğrenir. Ben sıkı bir çizgi roman hayranıyımdır. DC kahramanlarını da ayrı bir severim, nedenini hala tam olarak bilmiyorum. Geçelim bunları da ben yavaş yavaş konuya geleyim. Arrow’un ilk bölümü yanlış hatırlamıyorsam iki-üç gün önce yayınlandı. İşlerimden dolayı diziyi bugün izleyebildiğimden ben her şeyin bugün başladığını kabul edip, atıp tutmaya başlayacağım.

Green Arrow, olaylara bakış açısı ve mizacıyla –çizgi romanlarda- benim çok sevdiğim karakterlerden biriydi. Parasını suçlularla savaşmak için araç olarak kullanmasıyla Bruce Wayne’e benzeyen/benzetilen DC karakteri Superman vs gibi insanüstü güçlere sahip değildir. Uçamaz, bakışlarıyla demiri kesemez, hatta eliyle parmaklıkları bile bükemez. Dediğimiz gibi onun insanüstü bir gücü yoktur, cebinde olan tek şey adada mahsur kaldığı 5 yıl boyunca geliştirdiği okçuluğudur ki birçok hayran onun bu yeteneğinin insanüstü bir güç olarak kabul edilebileceğini söyler.

Yeni sezonun en merakla beklenen dört dizisinden biri olan uyarlamada hikayenin bu kısmına dokunulmamış. Yani Oliver Queen karşımıza süper güçleri olan bir kahraman gibi çıkmıyor. O parası olan ve şehrini içinden düştüğü bataktan kurtarmaya çalışan genç bir adam. Buraya kadar tamam mı?

Smallville’de Green Arrow’u canlandıran Justin Hartley’e ayıp etmek istemem ama kendisini hiç sevmezdim. Benim kafamda beyaz atlı prensten önce gelen süper kahramanlarımın ideal görüntüsünden çok uzaktı bir kere. Süper kahraman olacaksa, üstündeki şu mahallemizin popstarı görüntüsünü atmalı. Silkelenip, kendisine gelmeli. Neyse.

Arrow dizisinin başrolü Stephen Amell’i izleyenler Hung’dan tanır. – Bu paragraftan sonra yazı başka yönlere kayabilir, hormonlarıma verin. Kızmayın bana – Kendisinin kaslarından, kollarındaki belirgin damarlardan, kirli sakalın yüzüne ne kadar yakıştığından ve gözlerinin aşırı güzel olmasından bahsetmeseydim muhtemelen bana sen diziyi nerenle izledin arkadaşım, hiçbir şey anlamamışsın derdiniz. İşte bahanemi baştan söylüyorum, bu diziyi en azından ilk bölümünü bir kez daha izlemek zorunda kalacağım zira adamı izlemekten konuyu pek takip edemedim.

Dizi Oliver Queen’in yani nam-ı diğer Green Arrow’un sığınmak zorunda kaldığı ve 5 yılını geçirdiği adadan kurtulması ve eve dönmesiyle başlıyor. Zamanın en hızlı çapkını olan Oliver’ın şehre dönmesinin belli bir sebebi var.

Şehri suçlulardan temizlemek!

Süper kahramanların hoş bir özelliği var. İçleri temiz bunların, parası olan parasını şehri kurtarmak için kullanıyor. Süper güçleri olanlar da hayatlarının büyük kısmında iyi çocuk, ardından da süper kahraman oluyorlar. Superman dediğimiz Clark Kent dur bir üfüreyim de donsun poposu dememiştir kimse için misal.  Batman, Batmobil’i sırf zevk olsun diye yayaların üstüne sürmez. İyi insanlar bunlar, o yüzden süper kahramanlar.

Parayı kenarda tutayım, kefen parası olsun demek yerine silaha vs harcayıp şehri kurtarmaya çalışıyor. Halk onları dışlayınca ya da en ufak başarısızlıklarında umudu kesince hiç alınmıyorlar.

Bölümde geminin battığı anlara dönüyor. Green Arrow’un adaya varış yolculuğunun öncesinde neler olduğuna hafifçe göz atıyoruz.  Karın kaslarına takılıp kaldığım Olivercığım, ileride Black Canary olarak karşımıza çıkacak Dinah Laurel Lance’in – Oliver’ın eski sevgilisi-  kardeşiyle fingirderken yatları batıp, fingirdediği kız bir güzel ölüyor. Oliver Queen’in dürüst bir adam olma yolculuğunun ilk adımı bu olarak gösterilmiş, fingirdediği kızın ani ölümünün ardından mahsur kaldıkları botta babasının kendi öldürmesiyle Olivercığımızın yolculuğu da başlıyor.

Buraya kadar bir şey anladıysanız, sizi tebrik ediyorum zira ben yazdıklarımdan bir halt anlamadım. Oysa ne güzel film anlatırım ben.

Dizinin İMDB puanının abartılmış olduğunu söylemem gerekiyor. Green Arrow’u çok sevsem, Stephen Amell’in kaslarına bayılsam da dizi 9 küsürlük bir dizi değil sevgili okuyucum. Büyük beklentilerle başlamayalım ki izlediğimizde “Aaa, bu muymuş?!” demeyelim. Şahsen ben DC kahramanı var, Stephen’ın kasları güzel, Smallville’den daha karanlık olacak diyorlar  belki güzeldir mantığıyla izledim. Çok kötü değildi, diyebiliyorum.

Ama gidip “Ooo! GREEN ARROW, karanlıkmış da! Şimdi bu dizi Nolan’ın çektiği Batman gibidir, hemen izleyeyim” deseydim. Şu an size sakın izlemeyin, tıklayıp konusunu bile okumayın der miydim? Derdim.

Dizide takıldığım birkaç mantık hatası var ama şimdi burada sıralasam bile, muhtemelen senaristler benim sıraladığım bu hataları gelecek bölümlerde türlü ataklarla düzeltecekler. Boşu boşuna konuşmayayım o yüzden.

Super kahraman dizisi olduğunu göz önünde bulundurursak izleyin derim sevgili okuyucular. Bakın sözlükten ve çeşitli platformlardan o kadar kas fotoğrafı çarptım sizler için, sırf sizin için. Evet.

Reklamlar

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s