Black Mırror

blackmirror1x02_0001

Bir hayatı mahvetmek için çok şey yapmamıza gerek yok, siz de farkındasınız değil mi?

Günümüz teknolojisi bize öyle şeyler sunuyor ki, oturduğumuz yerden birinin hayatını mahvedebiliriz. İşin kötü yanı bu durumun çirkinliğinin farkında olamayışımız ya da şöyle diyelim. Bu duruma kayıtsız kalıyor olmamız. Öyle bir hale geldik ki yanı başımızda meydana gelen felaketlere boş gözlerle bakıp, ani bir dürtüyle cep telefonumuzla olayı kaydetmeye başlayabiliyoruz. Evet, davranış şeklimiz bu hale geldi. Reddedebilecek, “Hayır, insanlık bu hale gelmedi” diyebilecek bir kişi var mı?

Hayır, çünkü bir şekilde biz fark edip engel bile olamadan internet hayatımızın merkezine yerleşti. Hayatlarımızı küçük ya da büyük kutulardan idare eder olduk, öyle bir hale geldik ki gazeteleri telefonlarımızdan okuyor. Tuvalete bile telefonumuzla giriyoruz.

Deprem olduğunda herkesin twitter, facebook vs gibi sosyal paylaşım sitelerinden bunu paylaşmasını örnek verirsek çok yanlış olmaz değil mi? İzbe bir sokakta açlıktan kuru ekmek kemiren bir çocuk görünce yine cep telefonumuza sarılmıyor muyuz? İnstagramlarımızda binlerce beğeni alan muhteşem fotoğrafların arkasında acı hikâyeler yok mu? Sırtında kendi ağırlığının iki katı bir yük taşıyan yaşlı teyze fotoğrafının altına onlarca yorum yazarken, fotoğrafçının ona yardım edip etmediğini merak ediyor muyuz?

İnternette gizli çekimleri izleyip gülerken ya da kendimizi tatmin ederken görüntüleri yayınlanan o insanın utanç duyacağını, bir şekilde mahremiyetine saldırdığımızı düşünüyor muyuz ya da sevgilimizden intikam almak için onun hakkında bildiğimiz utanç verici şeyleri twitter/facebook vs gibi yerlerden açıklarken bunun nelere mal olabileceğinin farkında mıyız? Aramızdan kaç kişi mektup yazmaya devam ediyor, kaç kişi bayram vs gibi özel günlerde insanlara toplu mesajlar atmak yerine özel olarak yazıyor ya da arıyor?

Kaçımız paranın kölesi olmak yerine, gerçek bir insan olmayı seçebilecek kadar özgür? Ne kadar kötü varlıklar hale geldiğimizin farkında mısınız? Kendimiz dışında her şeye kayıtsız kalıyor oluşumuz sizleri de rahatsız etmiyor mu?

Ben bu sorulara net bir cevap veremiyorum, sizlerden de cevap istemiyorum aslına bakarsanız. Sadece bir dizi önermeye geldim. 2011’den beri beni düzenli olarak rahatsız edebilmiş tek dizi budur herhalde.

İnsanın yüzüne tokat gibi çarpan yapıtlar vardır. İzledikten sonra bir süre düzgün nefes alamaz, etkisinden kurtulmak için uzun süre uğraşmak zorunda kalırsınız. Black Mirror /Kara Ayna onlardan biri, belki de en başarılısı. Daha önce bahsettim mi bilmiyorum ama İngiliz yapımı dizi ve filmlerin bendeki yeri apayrı.

Black Mirror adı çok fazla duyulmamış, 3 bölümlük sezonlar halinde yayınlanan İngiliz yapımı bir dizi. Yeni dünyanın çirkinliğine ve teknolojiyle kirlenen hayatlarımıza öyle güzel şekilde kara ayna tutuyor ve insanlığımızı sorguluyor ki. Sosyal medya aracıyla devrimler yapılan, mesafeleri yok sayan, bize binlerce kilometre uzağımızda yaşanan bir olayı canlı izleme imkanı sunan bir kaosun ortasında yaşıyoruz. Hayatlarımız o küçücük ekranlara bağlıymış etrafta onlarla geziniyor ve bize verdikleri zarardan hiç şikayetçi olmuyoruz. Farketmiyoruz bile….

Black Mirror tam olarak bunu yapıyor, izlediğiniz durumun rahatsız ediciliği yüzünden videoyu durdurup nefes alma ihtiyacı hissediyorsunuz. Yayınlanan tüm bölümleri sizin için özetlemek istiyorum fakat bunu ertelemeye karar verdim. Belki aranızda diziyi izlemek isteyenler olabilir, onlara benim ipucu dolu yazımla işkence etmeyeyim.