Ama “rockcılar” herkes bılsın yanı : Gunahkar Turnede/ Tutkulu Notalar vd

417lSrKWXFL._

Ülkemizde Elli Ton’la başlayan –günümüzde geçen- erotik roman çılgınlığı almış başını öyle bir gidiyor ki,  neresinden tutup yorum yapayım şaşırmış durumdayım. Birkaç ay önce, daha doğrusu ben yazmaya ara verip kendime biraz zaman ayırayım demeden önce bir mail almıştım. Bir okuyucu, erotik roman severleri eleştirdiğimi ve onları hor gördüğümü iddia ediyor. Herkesin kendi zevki olabileceğini söylerken, beni soğuklukla suçluyordu. – Yıpratıyorsunuz beni, yazık.

En sevmediğin özelliğin nedir?, diye soracak olsanız –ki neden sorasınız?, – ilk 10 arasına sıkıştıracağım özelliklerden biri de bana sorulan bir soruya uzun cevaplar verme özelliğim diyebilirim. “Öyle diyorsan, öyledir” de, geç değil mi? Yok, bende öyle değil işte. İlla uzun uzun açıklayacak konunun canını çıkartacağım ki içim rahat etsin. Velhasıl-ı kelam, o okuyucuya da söylediğim gibi ben erotik romanlardan pek hazzetmiyorum zira yanlış ellere geçebiliyorlar. Bunun dışında bazı romanlarda cinsel kısımlar o kadar yoğun oluyor ki kendimi “E tamam seks yaptınız, azıcık nefes alsanız da başka şeyler okusak” derken bulabiliyorum.

İkili ilişkilerde herkes kendine göre duygusal ama kitap seçimlerinde pek romantik/duygusal/erotik seven bir insan değilim ben. Doz kaçınca, benim de keyfim kaçıyor anlayacağınız.  –Gördüğünüz gibi çene çalmayı özlemiş durumdayım. Kısa kesiyor ve anlatmak için geldiğim kitaba geçiyorum.

Günahkarlar Turnede serisinin kitapları elime tamamen tesadüfen geçti. Arkadaşı tarafından kendisine önerilen kitapları internetten sipariş etmem için bana gelen kuzenim, kargo geldiğinde anneannesinde olunca kitaplar da benim güvenli ellerime kalmış oldular. İyi de oldu, onun yaşı İpek Ongun filan götürür.

Tutkulu Notalar’la başlayan serinin ilk kitabında-ki bu Tutkulu Notalar oluyor – romantik olarak tanımlanan –kime göre romantik?- Brian ve İnsan Cinselliği profesörü Mryna’ın hikayesi anlatılıyor. Kitabın barındırdığı cinsel sahneleri yerden yere vurmadan önce, yazarı ve kitabı okuduğum diğer örneklerden ayıran birkaç detayı vermeden geçmeyeceğim.  Elli Ton,  Sana Soyundum- serinin ismini bilmiyorum, çaktırmayın- vs gibi serilerde atlandığını düşündüğüm bir konuydu detaylar. Karakterlerin geçmiş sorunları işleniyor fakat ince detaylara asla girilmiyordu. Bir hikayeye renk katan şey detaylardır. Eğer okuyucuya yakalaması ve zevk alması için ufak detaylar vermezseniz, hikayeniz tekdüze olmaktan ileri gidemez.

Yazar Olivia Cunning tam bu noktada kendini diğerlerinden ayırarak yüzümü gülümsetmeyi başardı. Hikayenin içinde onlarca detay var ve bu detaylar öyle hoş yerlerde, öyle doğru yerleştirilmiş ki kendilerini unutturmuyorlar.

Misal grubun gitaristi olan Brian, besteleriyle ünlü olan ve hatta Mryna’nın hayranlığını tam olarak bu şekilde kazanmış bir virtüözdür. Tutkularını notalara aktarabiliyor, bunu insanları mest edebilecek kadar iyi yapıyordur. Buraya kadar her şey normal, şişirilmiş yetenekleri ve özellikleri olan karakterlere alışığız. Karaktere gerçekçilik katan,  bir yerden sonra gerçek yapan detay ise şuydu. Brian, Mryna’yla sevişirken beste yapmaya başladı. Müziği duyduğunu, müziğin zihninin içinde aktığını söyledi. Bulduğu her yere karalamaya başladı, yazdı, çizdi, kendinden geçti. Bunu bizzat Brian’ın ağzından yazılmış olarak okumak isterdim zira bu halin nasıl bir hal olduğunu biliyorum. Bazen bir bakış, bir hareket ya da duyduğum bir sesle kelimeler zihnime akmaya başlar, karakterler oluşur, hikaye şekillenir. Bana düşen sadece onu uygun bir yere not almak ve vakit bulduğum an kağıda dökmektir.

Eğer duygulara bağlı bir iş yapıyorsanız, hissettiğiniz ve çevrenizdekilerin hissettiği her şey önemlidir. Çünkü algılarınız açıkken bir nevi sünger gibi hissedersiniz, duyguları, hissedilen her şeyi çeker ve özümsersiniz. Bu kelimelere, müziğe ya da görüntülere dönüşebilir, tamamen sizinle ve yaptığınız şeyle alakalı.

Bu kısmı uzatmadan geçersek, hikayede sevdiğim diğer detay yazarın her karaktere ruh katmış olmasıydı. Hepsinin kendilerine has özellikleri olduğu belirtiliyor ve bunlar hikayeye öyle güzel bir şekilde iliştiriliyordu ki, cinsellikle dolu olmayan kısımlarda kitabın beni gülümsetme sebepleriydi, diyebilirim.

Tutkulu Notalar’la ilgili yorumları okurken takıldığım bir nokta var. Bir adamın, bir kadına acı çektirmesini kabullenebilen hatta BDSM’e övgüler yağdıran canım okuyucular –ki açık bir şekilde BDSM’in kitaplarda okudukları gibi bir şey olduğunu düşünen bu insanların Marquis de Sade’dan haberleri olmadığı gibi, Pier Paolo Pasolini’nin filmi Sodom’da 120 gün’den de haberleri yok. Olsun. – Bir erkeğin erkeklerden de hoşlanabileceğini kabul etmemiş ya da BDSM’de oldukça normal karşılanan grup ilişkilere tepki vermişler.

 Tamam, benim de kişisel hayatımda tercih edeceğim şeyler değil. Yetiştiriliş tarzımıza hiç uygun değil ama Elli Ton okuduktan sonra BDSM’e ilgi duyan, araştırmalar yapan BDSM hakkında yazan erkek bloggerlara köle olmak için yalvaran –evet, biliyorum-  o güzel insanlar neden bu kitaptaki sahnelere sert tepkiler verdiler, burun kıvırdılar, ben o kısmı anlayamamış durumdayım. Birkaç yorumcu rock grupları çılgındır vs demiş, bu konuları böyle mi ele alacağız? Rock grupları çılgındır, bunlar hep çılgınlık yoksa normalde asla olmaz öyle şeyler, e peki.

Eric’in başkalarını izlemeye olan tutkusu az rastlanır bir özellik mesela değil mi? Trey’in biseksüel olması son derece sıradışı, Jace’in BDSM’le olan alakası… A-aa şimdi farkettim, arkadaşlar Jace’i kimse eleştirmemişti yahu –yazar sırıtır-. E alıştık değil mi, kadınların tavana asılmasına, çat pat şaplaklara artık umursamıyoruz. Tamam, tamam. Lafın özü, karakterlerin her birine kendilerine has özellikler verilmiş ve bunlar hikayenin içine uygun şekillerde iliştirilmişti.

Cinsellik fazla mıydı? Çok

Hoşuma gitti mi? Hayır, benim tekrar tekrar okuyacağım, delice zevk aldığım ya da bana ilham verecek nitelikte bir kitap değildi ama yazara ve kitaba hakkını vermemiz gerekirse bugüne kadar okuduğum erotik romanlar arasında öne çıktı. Yoğun cinsel sahnelerin arasından başarıyla sıyrılan, komik bölümleri ve neredeyse gerçek karakterleriyle iyiydi bile diyebilirim.

-Karakterlerin hepsinin inanılmaz yakışıklı olarak anlatılmaması ve bu kitaptaki Mryna karakterinin aşktan gözünün kör olmamasıysa ayrı bir güzellikti.

Bitirdim.

Sevgiler.

* Rockcı Serpil’i hatırlayan kaç kişi var acaba? (:

*Grey’e olan gıcıgımın sebebını ben de bılmıyorum, yıne yuklenmısım adama. Yazık.

Reklamlar

“Ama “rockcılar” herkes bılsın yanı : Gunahkar Turnede/ Tutkulu Notalar vd” üzerine 2 düşünce

  1. Çat pat’tan sonrasını okuyamadım 🙂
    Sesli güldüm hala gülüyorum hatta. Sempatiksin sinistra kişisi seni yeniden buralarda eski neşeli halinle görmek güzel. Yalnız kitabı övdün mü yoksa yerdin mi anlamadım. hangisi? 🙂

    Beğen

Yorum

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s