Etiket arşivi: Kiralık Aşk

IDEAL KADIN KARAKTER | Bolum II

Görsel: Daisy Oak thequietfront.com

Günaydın

Ben yine uyumadım o ayrı, depresyona meyilli olduğum tüm zamanlarda olduğu gibi yine bloglara sarmış durumdayım ama bu sefer sağlam bir geri dönüş planlıyorum. Planlıyorum planlamasına ama henüz hangi bloga dönsem karar verebilmiş değilim. Dönem ve okuduğum kitaplar, politika ve kadın hakları üzerine karaladığım bloga dönmem gerektiğini işaret ediyor ama ben burayı daha bir seviyorum. Daha rahat, daha samimi, daha risksiz. Eh yıllardır alıştınızda bana her şeyi sil baştan halletmeme gerek yok.

Buralarda olmadığım ya da buradaymış gibi gözüktüğüm zamanlarda ne yaptığımı sormayın. Ben yazmıyorken hayatımı Brezilya dizilerine çeviriyorum, çünkü bünye seviyor aksiyonu alıştım ben artık çalkantılı yaşamıma. Samimi bir arkadaşımı kendime psikolog bile tayin ettim, garibim kendi delirdi beni düzelteyim derken ama düzeltti. Geçelim.

Özel hayatımı anlatmaya gelmedim sonuçta ama gelmiş de olabilirim, sağım solum belli olmuyor. Canım sıkkın yazmak iyi geldiği için yazıyorum birazda.

Geekyapar.com’dan takip ettiğime göre Hollywood’da bir Prenses filmleri akımı başlamış. Çocukluğumda bayılarak izlediğim çizgi filmler teker teker beyaz perdeye uyarlanıyormuş. Bu konu hakkında atıp tutmamı bekleyenler varsa başta onlardan özür dilerim çünkü ben hala çizgi film izleyen bir insanım. Çizgi filmlerin sinemaya uyarlanması ihtimali beni deli gibi mutlu ediyor, hele filmler iyi olursa değmeyin keyfime. Geçelim.

Bir önceki yazımda İdeal Kadın Portresine hafifçe değinmiş fakat konuyu dallandırmamıştım. Twitter çağındayız ve ben kısacık cümleleri bile okumayı üşenen insanlara sayfalarca yazı döşeyecek kadar aptal değilim. –Öyleyim-

Türk televizyonlarını izleme şansım pek olmuyor fakat ayda yılda bir denk gelip izlediğimde her dizide rastladığım bir ortak nokta var. Kadınlar ve onların akıl almaz benzerliği.

Erkeklerin, erkeklerimizin, bizim gibi kadınların doğurduğu ve büyüttüğü erkeklerin zihnindeki ideal kadına bakalım. Güzel, alımlı, yeterince zeki, erkeği uğruna yapmayacağı fedakarlık olmayan, evinin kadını, çocuğun anası, namus denince akla ilk gelen şey vs vs. Kadın denince akla temiz kelimesi gelmek zorunda en başta, saf, ona ait. Güçsüz, kırılgan, korunmaya muhtaç. Adeta bir ceylan.

Evet, buradan ilerleyelim. İdeal kadın, tıpkı bir ceylan gibi. Güzel, narin, aslanlar karşısında savunmasız. – Ama asla bir aslan değil, her zaman av. Avcı olursa ona kadın değil başka bir şey deniyor. –

Televizyonlarımıza dönelim, evlerde sürekli açık duran izlenmese bile kulağımıza çalınan, algılarımızla oynayan o güzel aletlere. Türk televizyonları ağalı paşalı dizileri geçen sezonlarda bırakmış gibi gözüküyor, bu sezon ekranlarda –takip edebildiğim kadarıyla- gizli bir ilişkiye hayır demeyen , para karşılığı birinin duygularıyla oynamayı kabullenebilen, evli bir adamın metresi olmayı sorun etmeyen, anlaşmalı evlilik yapıp karşısındaki adamın her türlü derdini çeken kadınlar var.

Sempatik özelliklerle bezenmiş ana karakterlerin hepsi adeta prenses, onları izlerken gülümsüyor. Başrol erkekle birlikte capslerini hazırlıyor, aşklarına gıptayla bakıyor hatta onlar gibi bir aşk yaşamayı diliyoruz? Neden çünkü onlar çocukluğumuzdan bu yana beynimize nakşedilen her şey, parıltılı bir hayata kavuşmak için kötüleri yenmek zorunda olan ve bin türlü engelle karşılaşan modern zaman prensesleri.

Ne yazıktır ki karşılarındaki kadınlar da hayattan nasibini almış, hayata tutunmaya çalışan, koşullar tarafından acımasızlaştırılmış kadınlar. Benim sorum şu; Hangisi gerçek? Hangimiz gerçek hayatımızda prensesler gibi yaşıyoruz? Hangi büyük aşk sonsuz mutlulukla devam ediyor? Ya da asıl soru, neden gerçek kadınlar olmak yerine prenses olmak istiyoruz? Teknolojinin geliştiği bu çağda ilişkiler dokunmatikleşmişken siyah erkanda gördüğümüz birkaç tatlı kareyle aklımızı kaybedecek kadar aptallaştık mı?

Karşıma çıkan her fırsatta, günümüz Türk yazarlarının sahte romantizm ve seks dışında bir şey yazamadıklarını anlatıyorum insanlara. Yaratıcılık ölmüş durumda, hangi kitabı ya da hangi diziyi açsam karşımda aynı tip insanlar; öyle ki bir süre sonra senaryo hakkında nokta atışı tahminlerde bulunabiliyorum çünkü klişe.

Senaryoyu yazan kadın veya erkekler farklı bir karakter sunma riskine girmiyorlar. Güçlü, işinde başarılı kadınların hepsi ya entrikacı ya da erkeksi. İkinci soru şu; İş alanında başarılı olmak için entrikacı ya da erkeksi mi olmamız gerekiyor? Bize dayatılan kalıbın farkında değil miyiz? Kadın gibi olursan seni yaftalarız, aramızda olacaksan bizden biri olacaksın çünkü senin ellerinin hamurun içinde olması gerekiyordu.

Türk televizyonlarında kaç başarılı ve iyi iş kadını örneği var? Yan karakter olmayacak ama, ana karakter olması lazım. Tamam, elbette bende farkındayım romantik komedi alanında fazla ciddi karakterler kullanamazsınız ama bu bize başka bir kapı açıyor, neden sadece romantik komedi ya da dram alanında çalışıyoruz? Neden komedi, polisiye ya da başka bir alanda diziler çekmiyoruz? Malzememiz mi yok?

E gazeteleri bir açalım, traji komik bir ülkeyiz zaten malzemeden bol ne var? Nedir bizi, güzel, alımlı ıvır zıvır kadınlarda tutsak eden. Neden çirkin ama sempatik kadın kullanmıyoruz? Neden güzel kadınların zehir gibi olabilecekleri ve erkeklere ihtiyaç duymadan da yaşayabileceği fikrine inanmıyoruz? Neden kadınlarımız prenses olmak zorunda? Kafamı topladığımda bence oturup asıl bunu tartışalım.