Etiket arşivi: Uyarlama

Ne yapsak da uyarlayamasak; Shingeki No Kyojin / Attack on Titan

Otaku sayılmam. Aklımı dağıtabileceğim şeylerle istediğim kadar çok ilgilenemiyorum maalesef fakat animeleri –aslına bakarsak daha çok mangaları- severim.

Yaklaşık olarak 1-1.5 yıldır taslaklarda beklettiğim bu anime hakkında şimdi yazmak kısmetmiş. –Yazar burada; film hakkında bir iki şey çiziktireyim derken taslaklarda başlığı gördüğünü itiraf etmekten kaçınıyor. Fark edeceğiniz üzere yazar hala üşengeç.

Attack on Titan, orijinal adıyla Shingeki no Kyojin tartışmasız 2013 bahar sezonunun en göz alıcı animelerinden biriydi. Hatta ben bu cümleyi 2013 bahar sezonunun en göz alıcı animesiydi şeklinde kursak dahi fazla tepki çekmeyiz, diye düşünüyorum. Hijame Isayama tarafından 2009 yılında yazılmaya başlayan manga, kısa zamanda adını duyurmuş; animesiyle de ününü pekiştirmişti.

Manga ve animeden pek bahsetmeyeceğim, diğer yazılarımda da dediğim gibi beğendiğim şeyleri göklere çıkartabilmek gibi bir özellik eklenmemiş bana, neyi beğendiğimi anlatmaya çalışırken tüm konuyu özet geçiyor, insanların öğrenmek istemeyecekleri detayları sıralayıveriyorum.

Konumuz Attack on Titan’ın filme uyarlanmış hali.

Konuyla alakası olanlar Japon – daha çok uzak doğulu diyelim- arkadaşlarımızın anime uyarlamalarını ne kadar çok sevdiğini bilir. Bugüne kadar tutan bir çok animenin dizisi, filmi, ıcığı cıcığı her şeyi yapıldı. Bunlardan bazıları çok beğenildi, bazıları Dragon Ball ve Avatar kadar kötüydü.

Attack on Titan’ın uyarlanacağını duyduğumda iç çekmiş ve “Bunu da mahvedecekler” demiştim. Anime/Manga yabancı karakterlerin bulunduğu, alternatif bir evrende geçiyor. Karakterlerin japon olmakla yakından uzaktan alakaları yok, bunları geçelim. Karakterlerin dış görünüşlerinin bir şekilde uyarlandığını varsayalım, eldeki imkanlar diyelim. Hikaye iyi yansıtılsın o bize yeter, diyerek kendimizi bir şekilde avutalım.

Ne yazık ki onu da yapamıyoruz. Hikayeyi neresinden tutmaya çalışsak oradan kopuyor. Karakterlerin değişmesi yetmiyormuş gibi, hikaye de tamamen değiştirilmiş. İzleyici çekmek için mutlaka kullanılan ilişki taktiği en olmayacak karakterler üzerinde denenmiş misal. Tamam, basit bir şekilde Yüzüklerin Efendisi serisini ele alırsak, P. Jackson’da filmlerde hikayeyle oynamış, saçma sapan bir sürü detay ekleyerek hikayenin ağzına etmişti ama en azından filmler güzeldi.

İzlerken “Ne yaptın be adam?!” diye söylensek de görselliğe kendimizi kaptırıp “Amaan, orta dünyayı bir kez daha görmüş olduk işte ne olacak” diyor, izliyorduk. Bu adamlar filmdeki tüm önemli karakterleri çıkarmış, ana karakterlerin kişilik özelliklerini değiştirmiş. Oyunculuklar iyi en azından desek, eh o da iyi değil. Ana karakter filmde oynamak için işkence görmüş gibi oynuyor, zorlama bir oyunculuk.

Ben, Avatar; TLA’yı eleştirir, animeye hakaret derdim ama Avatar bu filmin yanında öyle iyi kalıyor ki insan söylediklerine pişman olmadan edemiyor. Bunu Hollywood’un avantajı olarak da görebiliriz tabi, neyse.

Kısa kesmek gerek. Film berbat, zaman kaybı. Başından sonuna kadar kötü bir film yapmayı başarmış olan yönetmene buradan saygılarımı iletiyorum.

Anime/manga sevenler gidip mangasını okusunlar, animeyi izlesinler ama filme bulaşmasınlar. Manganın filme uyarlandığını bile unutabilirler. Unutulması daha iyi.

Lobının Son Oyunu: Jamıe Dornan

Görsel

Hakkında uzun uzun yazdığım, duvardan yere sonra yeniden duvara vurduğum Elli Ton serisinin filminin çekileceğini birkaç ay önce duymuş “Hah, bir o eksikti” demiştik. Siz dememiş olabilirsiniz tabi, ben demiştim. Çünkü kitabın ve karakterlerin en büyük düşmanı olmak hoşuma gidiyordu.

Konuştum, konuştum sonra bloğu kapatıp internet âleminden uzaklaşınca kitabı da, filme alınacağını da unuttum. Dün eskiden takip ettiğim; şimdiyse yeni yeni okumaya başladığım blogları turlarken, Grey rolüne önce, ilgiyle takip etmeye çalıştığım Son of Anarchy dizisinin başrolü Charlie Hunnam’ın uygun görüldüğünü, onun bu rolü bırakması – ayrıntıları bilmiyorum- üzerine yakışıklılığıyla dikkatimi ilk önce bir markaya ait çekimlerde, sonrasında ise Once Upon A Time dizisindeki şerif rolüyle çeken Jamie Dornan’ın getirildiğini gördüm. Görmez olaydım. Sevgili okuyucularım, bunlar hep faiz lobisinin oyunları bence.

Benim gibi kitabı/hikayeyi sevmeyenler bile sırf adamı izlemek için sinemaya gitsin, o kötü hikayenin uyarlamasına paracıklarını bayılsınlar diye yapılan şeyler.  Ayrıca söylemeden geçemeyeceğim, her ne kadar bazı fotoğraflarda  -tabi ki burada örneklemeyeceğim- J. Dornan bu rol için biçilmiş kaftanmışçasına dominant çıkmış olursa olsun, benim gözümde kendisi hep OUAT’daki kibar şerif olarak kalacaktır.  Karanlık yönünü nasıl yansıtacak, kötü çocuğu nasıl oynayacak merakla bekliyoruz. Evet, olaya bakış açım tamamen edebi. Edebi kaygılarla sinemaya gidip kendilerinin güzelliğini içeceğim.